Gizli bir kutudur Nazım Hikmet. Şiirlerinden anlarsınız , öğrenirsiniz onu. Yani ben onu şiirleri ile tanıdım. Benim gözümde Nazım Hikmet tam bir edebiyat zengini. Siyasetten, maddiyattan yoksun. Duygusal şairimiz bizim.Hayatı boyunca değişik şeyler yaşamış bir adam. Mesela '' orduyu ve donanmayı isyana teşvik '' suçundan yirmi sekiz yıl dört ay hapis cezasına mahkum edilip , on iki yıl sonra çıkan bir af yasasından yararlanarak serbest bırakılmış bir adam.
Seyahat etmeyi seven biri o. Ölümüne kadar birçok ülkeye seyahat etmiş, konferanslar vermiş, şiirlerini okumuş. Bu seyahatlerin bir etkeni de Nazım Hikmet 'in Moskova'da Novodeviçiy Mezarlığında olmasıdır.
Nazım Hikmet edebiyatın yanı sıra tiyetro ve sinema ile de ilgilenmiş. Pek çok filmin senaryolarını yazmış, çekimlerine katkıda bulunmuş. Ama her nedense ülkemizde değeri pek bilinmemiş. Yapıtları 1938 yılından 1965 yılına kadar ülkemizde yasaklanmış.
Genellikle şiirlerinde egemenlik, hürriyet, özgürlük, vatan sevgisi ve maddiyata karşı düşünceli biri olarak karşımıza çıkar Nazım Hikmet. Batılaşmanın , gelişmiş ülkelere olan hayranlığımızın kötü etkilerinden bahsetmiş bir şiirinde :
'' Siz ter ter tepiniyorsunuz.
' Bizde atom bombası var ' diyorsunuz.
' Ondan bizde de var. ' deniyor size.
' Ama ' diyorsunuz, ' Bizde hidrojenlisi de var. '
' Ondan da var bizde. ' deniyor size.
' Ama ' diyorsunuz, ' Bizde ' diyorsunuz.
Boşuna nefes tüketiyorsunuz.
Sizde, onda ne varsa deniyor size.
Burada bizde de var ondan.
Hem de şu farkla ki :
' Sizde üniformanın içinde : asker,
' Bizde üniformanın içinde : insan.
Şu son iki dize çok şey anlatıyor bence. Günümüzde de öyle değil mi ? Herkes resmi, herkes ciddi, Buzdolabı gibi soğuk herkes. Komedyenlerin bile yayına takım elbise ile çıkılması isteniyor bu ülkede. Çok resmi...
Çok saçma bu bence. Çok sıcak, samimi, bir yayın olsun diyorlar. Ondan ziyade herkes birbirine karşı sıcak olsun diyorlar , ama sözde tabi bunların hepsi. Bir şiirinde daha çok güzel bir yere değinmiş:
'' Dünyada kiracı gibi değil,
Yazlığına gelmiş gibi değil,
Yaşa Dünya'da babanın eviymiş gibi... ''
Doğru, çok doğru. Dünya 'da kiracıyız ama bunu düşünerek sürekli bir iş için uğraşıp resmi bir insan, duygularını kaybetmiş bir insan olursak , eğlenmeyi bilmezsek Nazım Hikmet'in dediği gibi yazlığına gelmiş gibi yabancılık çekerek yaşarız bu dünyada.
Dedim ya Nazım Hikmet vatan sevgisini işler genelde şiirlerinde, vatan şairi diye. İşte o şiirlerinden biri :
'' Sen şimdi yalnız saçımın akında ,
Alnımın çizgilerindesin memleketim ,
Memleketim, memleketim...
Bu çok güzel bir şey. Vatanına sevgisinin bir şiire dökülebilecek kadar çok olması. Keşke Türklerin hepsi böyle düşünse. Şu Amerika' ya , İngiltere' ye yahut herhangi bir '' X '' ülkesine, oranın yakışıklı sanatçılarına hayran olmakla Türk olunmuyor. Nazım Hikmet de ;Paris 'i çok seviyordu ama bu, içindeki vatan sevgisine engel değildi hiçbir zaman. Türk olmak Türkiye 'nin bir Konya Mevlana Türbesi 'ni , bir Ankara Anıtkabir 'ini , bir Şanlıurfa Balıklı Gölü' nü görmeden, oraları ziyaret etmeden gidip de '' - Ben New York' a , ben Paris' e gitmek istiyorum. '' demek olmamalı. Türk olmak tam bir vatan aşığı olmak olmalıdır, ''NAZIM HİKMET'' gibi.
Nazım Hikmet'in '' Yeni Şiirler '' adlı kitabından çıkardıklarım bunlar. Onun genelde ele aldığı konular ve kitaptan alıntılarla karaladım bir şeyler. Nazım Hikmet' i anlamak için , başta söylediğim gibi , böyle sayfalarca yazılmış biyografiler okumak yerine kendi şiirlerini okumak daha , hatta çok çok etkilidir. Nazım Hikmet kendini şiirlerinde anlatır. Şiirlerinde her şey apaçıktır. Ben bu yazıyı yazarken sadece kitabını okudum. Size de tavsiye ederim. Hem Nazım Hikmet' i okumayı hem de diğer şairleri. Ama biyografilerle değil, şiirleriyle tanıyın, anlayın şairleri...

Nazım Hikmet edebiyatın yanı sıra tiyetro ve sinema ile de ilgilenmiş. Pek çok filmin senaryolarını yazmış, çekimlerine katkıda bulunmuş. Ama her nedense ülkemizde değeri pek bilinmemiş. Yapıtları 1938 yılından 1965 yılına kadar ülkemizde yasaklanmış.
Genellikle şiirlerinde egemenlik, hürriyet, özgürlük, vatan sevgisi ve maddiyata karşı düşünceli biri olarak karşımıza çıkar Nazım Hikmet. Batılaşmanın , gelişmiş ülkelere olan hayranlığımızın kötü etkilerinden bahsetmiş bir şiirinde :
'' Siz ter ter tepiniyorsunuz.
' Bizde atom bombası var ' diyorsunuz.
' Ondan bizde de var. ' deniyor size.
' Ama ' diyorsunuz, ' Bizde hidrojenlisi de var. '
' Ondan da var bizde. ' deniyor size.
' Ama ' diyorsunuz, ' Bizde ' diyorsunuz.
Boşuna nefes tüketiyorsunuz.
Sizde, onda ne varsa deniyor size.
Burada bizde de var ondan.
Hem de şu farkla ki :
' Sizde üniformanın içinde : asker,
' Bizde üniformanın içinde : insan.
Şu son iki dize çok şey anlatıyor bence. Günümüzde de öyle değil mi ? Herkes resmi, herkes ciddi, Buzdolabı gibi soğuk herkes. Komedyenlerin bile yayına takım elbise ile çıkılması isteniyor bu ülkede. Çok resmi...
Çok saçma bu bence. Çok sıcak, samimi, bir yayın olsun diyorlar. Ondan ziyade herkes birbirine karşı sıcak olsun diyorlar , ama sözde tabi bunların hepsi. Bir şiirinde daha çok güzel bir yere değinmiş:
'' Dünyada kiracı gibi değil,
Yazlığına gelmiş gibi değil,
Yaşa Dünya'da babanın eviymiş gibi... ''
Doğru, çok doğru. Dünya 'da kiracıyız ama bunu düşünerek sürekli bir iş için uğraşıp resmi bir insan, duygularını kaybetmiş bir insan olursak , eğlenmeyi bilmezsek Nazım Hikmet'in dediği gibi yazlığına gelmiş gibi yabancılık çekerek yaşarız bu dünyada.
Dedim ya Nazım Hikmet vatan sevgisini işler genelde şiirlerinde, vatan şairi diye. İşte o şiirlerinden biri :
'' Sen şimdi yalnız saçımın akında ,
Alnımın çizgilerindesin memleketim ,
Memleketim, memleketim...
Bu çok güzel bir şey. Vatanına sevgisinin bir şiire dökülebilecek kadar çok olması. Keşke Türklerin hepsi böyle düşünse. Şu Amerika' ya , İngiltere' ye yahut herhangi bir '' X '' ülkesine, oranın yakışıklı sanatçılarına hayran olmakla Türk olunmuyor. Nazım Hikmet de ;Paris 'i çok seviyordu ama bu, içindeki vatan sevgisine engel değildi hiçbir zaman. Türk olmak Türkiye 'nin bir Konya Mevlana Türbesi 'ni , bir Ankara Anıtkabir 'ini , bir Şanlıurfa Balıklı Gölü' nü görmeden, oraları ziyaret etmeden gidip de '' - Ben New York' a , ben Paris' e gitmek istiyorum. '' demek olmamalı. Türk olmak tam bir vatan aşığı olmak olmalıdır, ''NAZIM HİKMET'' gibi.
Nazım Hikmet'in '' Yeni Şiirler '' adlı kitabından çıkardıklarım bunlar. Onun genelde ele aldığı konular ve kitaptan alıntılarla karaladım bir şeyler. Nazım Hikmet' i anlamak için , başta söylediğim gibi , böyle sayfalarca yazılmış biyografiler okumak yerine kendi şiirlerini okumak daha , hatta çok çok etkilidir. Nazım Hikmet kendini şiirlerinde anlatır. Şiirlerinde her şey apaçıktır. Ben bu yazıyı yazarken sadece kitabını okudum. Size de tavsiye ederim. Hem Nazım Hikmet' i okumayı hem de diğer şairleri. Ama biyografilerle değil, şiirleriyle tanıyın, anlayın şairleri...
