10 Şubat 2015 Salı

 BAĞIŞLAYAN MİLLETİMİZ
      Çanakkale Savaşı’nın tarihi belirlendiği sıralarda Seyit Onbaşı karmaşık duygular içerisindeydi. Bütün askerler soğuktan tir tir titrerken Seyit Onbaşı soğuğu aldırmıyor, sadece Çanakkale Savaşı’nın sonucunu merak edercesine düşünüyordu. O sırada Ali Çavuş geldi. ‘’Seyit Onbaşı anandan bir mektup var, buyur al. ‘’ dedi. Mektupta şunlar yazıyordu:
                                                                                                                                      10.03.1915
Benim kınalı kuzum Seyit;
Seni o kadar çok özledim ki anlatamam. Sana bir kazak ördüm. Yün ipinden. Cephe şimdi soğuk olur üşütme, hastalanma. Duydum ki Çanakkale Savaşı’na bütün ordu katılacakmışsınız. Ben seni oraya vatanın için savaş, gerekirse şehit ol diye gönderdim. Senin vatanını ne kadar sevdiğini çok iyi bilirim. Vatanın senin için her şeyden önemli.  Şimdilik bu kadar yazıyorum. Ama şunu iyi bil ki şehit olursan hiç üzülmeyeceğim. Tam tersine seninle daha çok gururlanacağım. Kendine iyi bak oğlum.
                                                                                                                                               ANAN…
      Seyit bunları okuduktan sonra çok duygulandı ve kendini tutamadı, ağladı, ağladı. Çavuş tekrar geldi. Orada bulunan askerlere:
     ‘’ – Komutan sizleri çağırıyor, haydi gelin. ‘’ dedi. Seyit ve diğer askerler hemen gitti. Komutan:
      ‘’ Büyük bir taarruz öncesi çok sıkıntıdayız. Asker eksiğimiz var. Bunun için bir çare bulamadık. Sizin görüşleriniz nedir ? Söyleyin bakalım. ‘’
dedi. Seyit hemen atladı:
‘’ – Köylerde birçok kişi var, onlar da isterlerse buraya gelebilirler. ‘’
dedi.  Komutan bu fikri beğendi. Hemen yakın köylere haber saldı. Birçok yaşı gelmemiş genç şehit olmak için gönüllüydü..Komutan, o küçücük çocukların gözlerindeki parıldayan ışığı gördü ve hepsine birer birer teşekkür etti. Savaş günü geldi çattı. 18 Mart sabahı bütün hazırlıklar bitmişti. Tabi askerlerin su ve yiyecek ihtiyacını saymazsak. Seyit anasına son mektuptan sonra bir mektup göndermişti. Anasından yiyecek ve su istemişti. Anası 14-15 yaşlarındaki iki çocuktan harp yerine bu azıkları götürmesini istedi. Çocuklar ‘’ ÇANAKKALE ‘’ sözünü duyduktan sonra hemen yola koyuldular. Çocuklar harp yerine vardığında saat öğlen on iki sularıydı. Anası .çocuklara Seyit Onbaşı’yı bulmalarını söylemiş ve ardından yiyecekleri ona vermelerini söylemişti.Çocuklar bir iki askere sorduktan sonra Seyit’i buldular. Seyit:
‘’ – Ne işiniz var burada, sizi kim neden gönderdi? ‘’ dedi. Çocuklardan biri:
‘’ – Anneniz bu azıkları tüm askerlere gönderdi. ‘’ diyerek askerlere baktı. O sıralarda Çanakkale’nin çevre köylerinde kıtlık yaşanıyordu. Seyit çocuklara sordu:
‘’ – Siz ne zamandır yemek yemiyorsunuz? ‘’ dedi. Çocuklar başları önde:
‘’ – Beş günden beri sadece su içiyoruz. ‘’ diyerek sızlandılar. Seyit:
‘’ – Biz yemek istemeyiz. Biz buraya vatanı kurtarmak, sizin gibi çocukların aç kalmaması hatta okuması için geldik. Siz açken biz bu yemekleri yemeyiz.’’    diyerek sözünü bitirdi. Çocuklar üstelediler ama Seyit kabul etmedi. Bu arada komutan olayı görmüştü. Söze girdi:
‘’ – Çocuklar o zaman siz azığın istediğiniz kadarını yiyin. Gerisi buradakilere kalsın. Azığımızı paylaşalım. ‘’ dedi. Seyit buna hayır diyemedi. Çünkü o da gerçekten çok açtı. Çocuklar kaç gündür yemek yememenin verdiği acı ve hüzün ile azığın bir bölümünü yediler. Komutan Seyit’in bu merhamet ve sevgi dolu davranışını bir kez daha kutlamak istedi. Bunu tüm askerlere hitap ederek söyledi:
‘’ – Askerlerim, bu milletin Seyit Onbaşı gibi askerleri oldukça başı önde hiç eğik gezmeyecektir. Bu millet sizin gibi merhametli,saygılı,sevgili insanlar ile barındıkça her savaşı, her taarruzu kazanırız. Hiç kimse bizim kültürümüzü, bayrağımızı, bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü ayaklar altına alamaz. Yani askerlerim, Çanakkale bir destan olacak. Adımızı tarihe altın harflerle yazdıracağız. Bu millet birbirine tutundukça çok mutlu olur. Ama gelecek nesil bunu bozarsa üzüntüler bize geri döner.’’
Çocuklar askerlere şöyle dedi:
‘’ – Siz bize yemeğinizi verdiniz. Artık bizim can dostumuzsunuz. ‘’
Seyit Onbaşı bu sözlerin karşılığında:
‘’ – Siz zahmet verip bize yiyecek getirdiniz. Biz de sizinle yiyeceğimizi paylaştık. ‘’ dedi.
Çocuklar teşekkürler yağdırarak köylerine döndüler. Seyit Onbaşı ve daha nice asker savaşa gitti. Bu savaşı Türk askeri başarıyla sonuçlandırdı. Zor oldu evet, ama ümit yitirmedik. Hiçbir zaman vazgeçmedik. Türk milleti düşmanı affetti. Onlara kendileri gibi davranmadı. Onlar bize acımadı ama biz onlara acıdık. Bunu yüreğimizde hali hazırda bulunan merhametimizle yaptık.


Not : 6.sınıfta yazmıştım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder