BAĞIŞLAYAN MİLLETİMİZ
Çanakkale Savaşı’nın tarihi belirlendiği
sıralarda Seyit Onbaşı karmaşık duygular içerisindeydi. Bütün askerler soğuktan
tir tir titrerken Seyit Onbaşı soğuğu aldırmıyor, sadece Çanakkale Savaşı’nın
sonucunu merak edercesine düşünüyordu. O sırada Ali Çavuş geldi. ‘’Seyit Onbaşı
anandan bir mektup var, buyur al. ‘’ dedi. Mektupta şunlar yazıyordu:
10.03.1915
Benim
kınalı kuzum Seyit;
Seni
o kadar çok özledim ki anlatamam. Sana bir kazak ördüm. Yün ipinden. Cephe
şimdi soğuk olur üşütme, hastalanma. Duydum ki Çanakkale Savaşı’na bütün ordu
katılacakmışsınız. Ben seni oraya vatanın için savaş, gerekirse şehit ol diye
gönderdim. Senin vatanını ne kadar sevdiğini çok iyi bilirim. Vatanın senin
için her şeyden önemli. Şimdilik bu
kadar yazıyorum. Ama şunu iyi bil ki şehit olursan hiç üzülmeyeceğim. Tam
tersine seninle daha çok gururlanacağım. Kendine iyi bak oğlum.
ANAN…
Seyit bunları okuduktan sonra çok
duygulandı ve kendini tutamadı, ağladı, ağladı. Çavuş tekrar geldi. Orada
bulunan askerlere:
‘’ – Komutan sizleri çağırıyor, haydi
gelin. ‘’ dedi. Seyit ve diğer askerler hemen gitti. Komutan:
‘’ Büyük bir taarruz öncesi çok
sıkıntıdayız. Asker eksiğimiz var. Bunun için bir çare bulamadık. Sizin
görüşleriniz nedir ? Söyleyin bakalım. ‘’
dedi.
Seyit hemen atladı:
‘’
– Köylerde birçok kişi var, onlar da isterlerse buraya gelebilirler. ‘’
dedi. Komutan bu fikri beğendi. Hemen yakın köylere
haber saldı. Birçok yaşı gelmemiş genç şehit olmak için gönüllüydü..Komutan, o
küçücük çocukların gözlerindeki parıldayan ışığı gördü ve hepsine birer birer
teşekkür etti. Savaş günü geldi çattı. 18 Mart sabahı bütün hazırlıklar
bitmişti. Tabi askerlerin su ve yiyecek ihtiyacını saymazsak. Seyit anasına son
mektuptan sonra bir mektup göndermişti. Anasından yiyecek ve su istemişti.
Anası 14-15 yaşlarındaki iki çocuktan harp yerine bu azıkları götürmesini
istedi. Çocuklar ‘’ ÇANAKKALE ‘’ sözünü duyduktan sonra hemen yola koyuldular.
Çocuklar harp yerine vardığında saat öğlen on iki sularıydı. Anası .çocuklara
Seyit Onbaşı’yı bulmalarını söylemiş ve ardından yiyecekleri ona vermelerini
söylemişti.Çocuklar bir iki askere sorduktan sonra Seyit’i buldular. Seyit:
‘’
– Ne işiniz var burada, sizi kim neden gönderdi? ‘’ dedi. Çocuklardan biri:
‘’
– Anneniz bu azıkları tüm askerlere gönderdi. ‘’ diyerek askerlere baktı. O
sıralarda Çanakkale’nin çevre köylerinde kıtlık yaşanıyordu. Seyit çocuklara
sordu:
‘’
– Siz ne zamandır yemek yemiyorsunuz? ‘’ dedi. Çocuklar başları önde:
‘’
– Beş günden beri sadece su içiyoruz. ‘’ diyerek sızlandılar. Seyit:
‘’
– Biz yemek istemeyiz. Biz buraya vatanı kurtarmak, sizin gibi çocukların aç
kalmaması hatta okuması için geldik. Siz açken biz bu yemekleri yemeyiz.’’ diyerek sözünü bitirdi. Çocuklar
üstelediler ama Seyit kabul etmedi. Bu arada komutan olayı görmüştü. Söze
girdi:
‘’
– Çocuklar o zaman siz azığın istediğiniz kadarını yiyin. Gerisi buradakilere
kalsın. Azığımızı paylaşalım. ‘’ dedi. Seyit buna hayır diyemedi. Çünkü o da
gerçekten çok açtı. Çocuklar kaç gündür yemek yememenin verdiği acı ve hüzün
ile azığın bir bölümünü yediler. Komutan Seyit’in bu merhamet ve sevgi dolu
davranışını bir kez daha kutlamak istedi. Bunu tüm askerlere hitap ederek
söyledi:
‘’
– Askerlerim, bu milletin Seyit Onbaşı gibi askerleri oldukça başı önde hiç
eğik gezmeyecektir. Bu millet sizin gibi merhametli,saygılı,sevgili insanlar
ile barındıkça her savaşı, her taarruzu kazanırız. Hiç kimse bizim kültürümüzü,
bayrağımızı, bağımsızlığımızı ve özgürlüğümüzü ayaklar altına alamaz. Yani
askerlerim, Çanakkale bir destan olacak. Adımızı tarihe altın harflerle
yazdıracağız. Bu millet birbirine tutundukça çok mutlu olur. Ama gelecek nesil
bunu bozarsa üzüntüler bize geri döner.’’
Çocuklar
askerlere şöyle dedi:
‘’
– Siz bize yemeğinizi verdiniz. Artık bizim can dostumuzsunuz. ‘’
Seyit
Onbaşı bu sözlerin karşılığında:
‘’
– Siz zahmet verip bize yiyecek getirdiniz. Biz de sizinle yiyeceğimizi
paylaştık. ‘’ dedi.
Çocuklar
teşekkürler yağdırarak köylerine döndüler. Seyit Onbaşı ve daha nice asker
savaşa gitti. Bu savaşı Türk askeri başarıyla sonuçlandırdı. Zor oldu evet, ama
ümit yitirmedik. Hiçbir zaman vazgeçmedik. Türk milleti düşmanı affetti. Onlara
kendileri gibi davranmadı. Onlar bize acımadı ama biz onlara acıdık. Bunu
yüreğimizde hali hazırda bulunan merhametimizle yaptık.
Not : 6.sınıfta yazmıştım :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder